Milliyet
- Nisan 26, 2008
Adrese teslim mesajlar
Kılıç’tan ‘köşeli’ mesajlar - ‘Yargıç laiklik konusundaki taraftır’ görüşüne ‘Yargıç misyon üstlenmez’ yanıtını veren Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, hükümete ‘Gücü elinde bulunduranlar, karşı tarafın korkularını ortadan kaldıracak çözümler üretmeli’ mesajını verdi
Anayasa Mahkemesi’nin 46. Kuruluş Yıldönümü törenine, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül de katıldı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Yargıç laiklik konusunda taraftır” yönündeki görüşlere, “Yargıç misyon üstlenemez. Hukukun dışına çıkmakla korunabilecek bir sistem esasen korunmaya değer değildir” yanıtını verdi. Yargının denetlenmesini ve TBMM’nin Anayasa Mahkemesi’ne üye seçmesini öneren Kılıç, Ergenekon, türban, siyasi parti kapatma davalarıyla ilgili çarpıcı mesajlar verdiği konuşmasında hükümeti, hissedilen korkuları ortadan kaldırması için uyardı.
AKP aleyhindeki kapatma davası, türbanla ilgili anayasa değişikliği ve 367 kararını darbe baskısı altında aldığı iddiaları nedeniyle gözlerin çevrildiği Anayasa Mahkemesi’nin 46. Kuruluş Yıldönümü töreninde konuşan Kılıç, geçmişte yapılan konuşmalarının aksine hükümetten çok yargıyı eleştirdi.
Yeni anayasa vurgusu
Başkan sıfatıyla ilk kez konuşan Kılıç, Türk toplumunun, katı ideolojik dogmalardan arınmış bir anayasa özlemi duyduğunu belirterek, siyasal yapıyı da zorlayan toplumsal dönüşümün “ancak ve ancak” çağdaş Batılı değerlerle ileriye taşınabileceğini vurguladı.
Kılıç, “bu bağlamda, bürokratik yapıyı demokratik işleyişe engel olmaktan çıkarıp ulusun iradesinin gerçekleşmesi yolunda kullanan, devletin bütün işlemlerini yargı denetimine tabi kılan, ancak bununla yetinmeyip yargı organları üzerinde demokratik denetim kuran bir anayasa” arzuladığını söyledi.
Yargıya denetim
Erkler içinde sadece halk adına egemenlik yetkisi kullanan yargının halkın demokratik denetimine açık olmadığını kaydeden Kılıç, AİHM’nin Türkiye’yi genelde yargı yoluyla gerçekleştirilen hak ihlalleri nedeniyle mahkûm ettiğini anımsattı. Kılıç, AB reformları, anayasal ve yasal değişikliklerin de yargıçların uygulamadaki isteksizliğini ortadan kaldırmadığını ifade etti.
Yasama, yürütme ve yargı organlarının hareket alanlarını genişletme çabalarının güçler arası çatışmaya yol açtığını kaydeden Kılıç, anayasadan alınmayan yetkilerin üstünlük kurmak için kullanıldığı sürece bu çatışmanın süreceğini, kurumların erkler ayrılığına uygun hareket etmesi halinde sorunların çözüleceğini belirtti.
‘Yargıç taraf olamaz’
Kılıç, Anayasa Mahkemesi üyelerine de mesaj niteliği taşıyan şu sözleri söyledi:
“Hukukun üstünlüğü yargıcın üstünlüğü anlamına gelmez. Yasaların bağlayıcılığı önce devlet organları ve yargı mercileri için geçerlidir. Yargı mutlak anlamda tarafsız olmak zorundadır. Belirli noktadan sonra tarafsızlığını yitiren yargıç, o noktadan itibaren yargıç değildir. Tarafsızlığın olmadığı yerde adalet yoktur.
Yargıç, anayasa ve yasalarla verilmiş görevler dışında misyon üstlenemez. Unutulmamalıdır ki, hukukun dışına çıkmakla korunabilecek bir sistem esasen korunmaya değer değildir. ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü adliye saraylarına değil, yargıcın vicdanına kazınmalıdır.”
‘İktidar yozlaştırır’
Hükümete yönelik, “özgürlüklere tehdit bakımından bir kişinin sınırsız iktidarı ile çoğunluğun sınırsız iktidarı arasında fark olmadığını” söyleyen Kılıç, iktidarın yozlaştırıcı doğasına işaret etti ve “Lord Acton’un ifade ettiği gibi, ‘İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır’” dedi.
Anayasa yargısının meşruiyetini iktidarı sınırlandırarak bireyi koruma işlevinden aldığını kaydeden Kılıç, mahkemelerin asıl “hikmetinden” uzaklaşması halinde meşruiyet krizi yaşayacağını vurguladı.
Kılıç, bu noktada Anayasa Mahkemesi ile TBMM arasındaki “güven krizine” işaret ederek, bunun anayasa yargısı ile ulus iradesi arasında bağlantı kurularak aşılabileceğini belirtti. Kılıç, TBMM’nin objektif kriterlerle Anayasa Mahkemesi’ne üye seçmesini önerdi.
Hükümeti, AKP kapatma davasına yönelik AKPM bildirisi nedeniyle örtülü biçimde eleştiren Kılıç, “Ulusal ve uluslararası çevrelerce mahkememizi baskı altında tutma, etkileme girişimleri büyük üzüntü ile takip edilmektedir” diye konuştu.
NOTLAR…
Abdullah Gül, Haşim Kılıç’ı konuşmasından dolayı kutladı
- AKP aleyhinde açılan kapatma davasının iddianamesinde haklarında siyaset yasağı konulması istenen 71 kişiden, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu davayı karara bağlayacak olan Yüksek Mahkeme’deki törene katıldı.
- 23 Nisan törenlerine katılmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya dünkü törene de gelmedi. CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli de törene katılmadı.
- Gül ve Erdoğan, Kılıç’ın konuşmasını dağıtılan kitapçıktan dikkatle takip etti.
Erdoğan konuşmanın “erkler arasındaki çatışma” ile ilgili 6. sayfasını çizerek okudu.
- Gül, konuşmasından dolayı Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı kutladı.
- Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt’ün, Gül ve Erdoğan’ı dış kapıda karşılamaması ve uğurlamak için kapıya çıkmaması dikkat çekti. Erdoğan, Kılıç’ın Gül’e nezaret etmesi nedeniyle salondan dış kapıya kadar tek başına yürürken, Paksüt’e “iyi günler” diledi.
- Gül ve Erdoğan önceki yılların aksine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın odasında kahve içmeden mahkemeden ayrıldı.
- Gül’ün koruma aracı mahkemeden ayrılırken maddi hasarlı kaza yaptı.
Başkan’ın şifreleri
Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatıyla, Yüksek Mahkeme’nin kuruluş yıldönümü töreninde ilk kez konuşma yapan Haşim Kılıç, seleflerinden farklı vurgular barındıran söylemiyle dikkati çekti. Kılıç, insan hakları, düşünce özgürlüğü, çoğulculuk ve farklılıkların zenginliği eksenine oturttuğu ve önemli mesajlar verdiği konuşmasında her kesime seslendi.
Kılıç’ın mesajlarının adresleri şöyleydi:
1- HÜKÜMETE:
Kılıç, çoğunluğun sınırsız iktidarı ile dikta rejimleri arasında fark bulunmadığını belirterek, iktidarın yozlaştırıcı etkisine dikkat çekti, “İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır” dedi. Üstü örtülü biçimde hükümeti, laiklik ilkesinin zedelendiği, Türkiye’nin ılımlı İslam ülkesine dönüştürülmeye çalışıldığı ve muhafazakârlaştırıldığı yönündeki endişeler konusunda uyardı. Kılıç, “Yaşanan hayat tarzlarının ideoloji haline geldiği bir dünyada, duyulan korkular acilen değerlendirmeye alınmalıdır. Gücü elinde bulunduranlar karşı düşüncedekilerin korkularını ortadan kaldıracak çözümleri üretmediği sürece bu çatlak derinleşecektir” sözleriyle, laik kesimdeki endişelere duyarsız olmadığı mesajını da verdi.
2- TÜRBAN VE PARTİ KAPATMA:
Şiddeti teşvik eden görüşler dışında tüm fikirlerin açıkça tartışılmasından yana olduğu bilinen Kılıç, “Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi ötekini, yok edilmesi gereken düşman olarak nitelediği müddetçe, hoşgörü ve çoğulculuğu sağlamak mümkün değildir” diyerek, parti kapatma davalarına işaret etti. Kılıç’ın, “barış dilini kullanarak kendini ifade edenlerin insanlık onurunun korunması gerektiği” sözleriyle de, türban serbestisinin toplumda çatışma yaratmayacağı mesajı verdiği iddia edildi.
3- BASINA:
Medyada, Yüksek Mahkeme üyelerinin kararlardaki oyları ve hangi üyeyi hangi cumhurbaşkanının atadığı gibi kategorik değerlendirmeler yapıldığını kaydeden Kılıç, bunun yargıçların kendilerini koruma içgüdülerini harekete geçirerek vicdani kanaatlerini saptırmaya yönelik ağır bir saldırı olduğunu vurguladı. Kılıç, “Mahkeme üyelerinin görüntülerinin her dakika ekranlardan gösterilmesi, hedef haline getirilmesi, elim olaylardan ders çıkarmayanları sorumluluktan kurtaramayacaktır” diyerek Danıştay saldırısına atıfta bulundu.
4- YARGIYA:
Yargıyı “temel haklar konusunda Türkiye’nin AİHM’de sürekli mahkûm olmasına yol açmak”, “reformlara direnmek”le eleştiren Kılıç, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’ne “yargıçların misyon üstlenmemesi gerektiği” uyarısında bulundu. Kılıç’ın “Hukukun dışına çıkmakla korunabilecek bir sistem esasen korunmaya değer değildir” sözleri, “laiklikte tarafız” tavrı gösteren Yargıtay ve Danıştay ile başkanı olduğu Yüksek Mahkeme’deki mesai arkadaşlarına mesaj olarak yorumlandı.
5- SİYASİLERE:
Kılıç, Anayasa Mahkemesi’ndeki davalarla ilgili yorum yapan muhalefet ve iktidar temsilcilerini de eleştirdi. Kılıç, “Hukuk kavramının aşındırılması, içinin boşaltılması ve en önemli kısır siyasi çekişmelerin aracı haline getirilmesi bir topluma yapılabilecek en büyük kötülüktür” ifadelerini kullandı.
6- BATILI ÜLKELERE: Kılıç, AKP’nin kapatılması istemiyle açılan davanın ardından yapılan uluslararası açıklamaları anımsatarak “Anayasa Mahkemesi’ne intikal etmiş davalarla ilgili olarak gerek ulusal gerekse uluslararası çevrelerce Mahkeme’yi yönlendirme, etkileme ve baskı altında tutma girişimleri büyük üzüntüyle takip edilmektedir” dedi. Kılıç bu ifadesiyle, olası kapatma kararının Türk demokrasisini yaralayacağı mesajlarını veren AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Genişlemeden Sorumlu Üye Olli Rehn ve diğer Batılı yetkililere yanıt vermiş oldu.
7- ERGENEKON VE ÇETELER:
Demokrasi dışı güçlerin varlığına da işaret eden Kılıç’ın, “Hukukdışı yollardan güç alarak, rejimi ya da ülkeyi kurtarma girişimlerinin ülkenin batışını hızlandırmaktan başka işe yaramayacağı bilinmelidir” sözleri, darbe söylentileri ile “Ergenekon” adı verilen çete oluşumunu akıllara getirdi.
8- BÜROKRASİYE:
Kılıç, sivil ya da askerÓ ayrımı yapmaksızın bürokrasiyi özgürlükçü, demokratik işleyişe engel olmakla eleştirdi. “İç barış, toplumun yalnızca demokratik kültüre sahip olmasıyla değil, siyasetin ve bürokrasinin demokratik kültürü çselleştirmesiyle sağlanabilir” diyen Kılıç, bürokratik yapının ulusun demokratik iradesinin gerçekleşmesi yolunda kullanılması gerektiğini söyledi.

You must be logged in to post a comment.