Radikal
- Mayıs 2, 2008
AKP’nin demokratlığı buraya kadarmış
BaÅŸbakan işçiyi ‘ayaktakımı’, Adalet Bakanı evrensel gösteri hakkını ‘Anayasa’ya baÅŸkaldırı’ diye tanımlayınca polis Taksim’i korumak uÄŸruna ’savaÅŸ mantığı’yla çalıştı
‘Önlemler’, gün aÄŸarmadan işçi döverek baÅŸladı
Dövdürttüler…
Sendikaların ve destekçilerinin Taksim’e yürümesine karşı alınan önlemlerin ekseninde adeta savaÅŸ mantığı yatıyordu. Polis, sabah saat 06.30′da, ‘Düşmanı uykuda etkisizleÅŸtiriyoruz’ dercesine DİSK Genel Merkezi binasına saldırdı. İşçiler saat 09.30-10.00 arası buluÅŸacaktı, bu saate kadar polis defalarca genel merkeze saldırdığı gibi, binaya yaklaÅŸan gruplar da dayaklardan ve tazyikli sudan payını aldı.
Gazlattılar…
Polisin hiçbir ölçü tanımadan kullandığı silahlarından biri de gaz bombasıydı. Yaklaşık 1500 kiÅŸinin bulunduÄŸu DİSK binasına yönelik ilk saldırıdan baÅŸlayarak, eylemle iliÅŸkili iliÅŸkisiz herkese bomba atıldı. Hızını alamayan polis, ÅžiÅŸli Etfal Hastanesi’nin bahçesine kaçan eylemcilerin arkasından, biri acil servise, biri hasta çocukların da bulunduÄŸu bölgeye, iki defa bomba atmakta bir sakınca görmedi.
Ve Taksim’i kurtardılar!
BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın deyimiyle ‘Ayaklar’ miting yapmasın diye geceden tahkim edilen Taksim’de gün boyu sadece polis vardı. Adalet Bakanı Åžahin’in, “Anayasa’ya baÅŸkaldırı, devlete meydan okuma” dediÄŸi eylem giriÅŸimlerine sert müdahaleler, DİSK’i Taksim’e gitmekten vazgeçirdi.
Emniyet Müdürü Cerrah: “İstanbul’da olumsuz bir durum yaÅŸanmadı.”
Dünya ise coşkuluydu
Cerrah, “Olumsuz bir durum yaÅŸanmadı” derken herhalde dayak, tazyikli su ve copları deÄŸil, mitingleri kast ediyordu. İstanbul’da engellenen bu ‘durum’lar, Roma, Moskova, Paris (üstte), Londra, Atina New York dahil dünyanın hemen hemen bütün büyük ÅŸehirlerinde yaÅŸandı: İşçiler ve dostlarından oluÅŸan milyonlar coÅŸku içinde yürüdü, polisin ana görevi de eylemcileri olası saldırılardan korumaktı…

You must be logged in to post a comment.