Radikal
- Haziran 27, 2008
Avrupa: AKP’yi kapatmak yargı darbesidir
Avrupa Konseyi, AKP’nin kapatılması halinde Türkiye’nin yeniden denetim listesine alınması seçeneğini gözden geçirecek
HİLAL KÖYLÜ
STRASBOURG - Türkiye’yi 2004’te ‘demokrasisi zayıf ülke’ sınıfından ve izlenenler listesinden çıkartan Avrupa Konseyi, AKP hakkındaki kapatma davasını demokrasi adına “endişe verici” olarak niteleyip, Türkiye’nin AKP kapatılırsa ‘gerektiğinde yeniden denetim’ listesine alınması seçeneğinin gözden geçirilmesini kararlaştırdı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), ‘acil’ koduyla düzenlediği Türkiye oturumunda, Türk demokrasisinin Avrupa Konseyi denetimine alınması mekanizmasının (denetim) yeniden gözden geçirilmesi seçeneğini oyladı. Kurulda, Belçikalı Luc Van den Brande tarafından hazırlanan “Türkiye’de demokratik kurumların işleyişi” başlıklı rapor ve buna bağlı karar tasarısı, iki değişiklik önergesiyle birlikte kabul edildi.
AKPM Genel Kurulu, Belçikalı Luc Van den Brande tarafından hazıranan “Türkiye’de demokratik kurumların işleyişi” başlıklı rapor ve buna bağlı karar tasarısını özel bir oturumla tartıştı. AKPM’ye üye 12 Türk milletvekilinin de katıldığı oturumda AKP’li 8, CHP’li 2 ve MHP’li 2 milletvekili de hazır bulundu.
Anayasa Mahkemesi’ne mesajlar
Türk demokrasisinin gerektiğinde yeniden ‘denetime’ alınması seçeneğinin yeniden gözden geçirilmesini de öngören raporun yazarı Belçikalı Luc Van den Brande başta olmak üzere AKPM bünyesindeki beş siyasi grup temsilcilerinin yaptıkları konuşmalarda Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen mesajlar dikkat çekti.
Raportör Brande, raporun Anayasa Mahkemesi’ne müdahale olarak görülmemesi gerektiğini söylese de, raporu tartışarak Türkiye ve diğer ülkelere demokrasi ve Avrupa standartları konusunda açık mesaj vermek istediklerini belirtip, “Anayasa Mahkemesi’nin Avrupa Konseyi standratlarına ve Venedik Komisyonu ilkelerine uygun bir karar alınmasını umut ediyoruz” dedi.
Siyasi partilerin şiddeti savunmadıkça yasaklanmasına karşı çıktıklarını dile getiren Brande, Türkiye’de siyasi parti kapatmayı zorlaştıracak anayasa değişikliğinin zaman kaybedilmeden yapılamsını istedi. “Parti kapatmayı kabul edemeyiz” diyen Brande, Avrupa Konseyi’nin gerektiği takdirde Türkiye üzerindeki denetim sürecini tekrar başlatmasının gözden geçirilmesini istedi.
Darbe üstüne darbe
Sosyalist Grup adına konuşan Andreas Gross, konuşmasında AKP’yi kapatma davasının ‘bir yargı darbesinin ilk adımı” olarak nitelerken, parti kapatıldığında bu darbenin gerçekleşeceğini söyledi. “Bu darbenin ardından, ordunun darbesi de kaçınılmaz olacaktır” diyen Gross, Anayasa Mahkemesi’nin yetki sınırlarını aştığını öne sürdü.
Mahkemenin sürekli ‘laikliğe’ atıfta bulunan açıklamalar yaptığından, Kemalizm’i savunduğundan yakınan Gross, Anayasa’nın gücünü halktan aldığının unutulduğunu dile getirdi. Gross, “Türkiye’de bu gerçekler gözden kaçırıldıkça, sonunda kaybeden demokrasi olacak” dedi.
Hristiyan Grup adına konuşan Rene Van der Linden de, Anayasa Mahkemesi’nde görülen dava sonucunda çıkacak kararın Türkiye’de ciddi bir biçimde siyasi ve sosyal kriz yaratabileceğini söyledi. Mahkemenin Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonu kararlarına uygun bir karar almasını beklediklerini belirten Linden, parti kapatma kararının Türkiye’nin AB’yle yürüttüğü üyelik müzakere sürecini kesintiye uğratabileceği uyarısında da bulundu.
“Laiklik kapatma kriteri olamaz”
Karar tasarısı ve tasarı için verilen iki değişiklik önergesi AKPM Genel Kurulu’nda yapılan oylamalarda kabul edildi. Önergelerden biri “Tüm yargı kurumlarının Avrupa Konseyi standartlarına uygun karar vermesi” ilkesinin tasarıya eklenmesini, ikincisi de “Laiklik ilkesinin bir siyasi partinin kapatılması için kriter olamaz” mesajının tasarıya eklenmesiydi.
İkinci önergede, “Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde dine dayalı birçok siyasi parti var. Hükümette din esasına dayalı bir parti olduğu ve hükümet anayasaya uygun olmayan kararlar geçirdiği zaman, dava konusu olabilecek olan parti değil kararın kendisidir. Laiklik kriteri siyasi partilere uygulanamaz” denildi.
Türk vekiller çatıştı
Genel kurulda konuşan CHP milletvekili Haluk Koç ve MHP’li Tuğrul Türkeş, raporu sert eleştirdi. Koç, raporu ‘yargıya müdahale’ olarak değerlendirirken, Türkeş raporu “Türkiye gerçekalerinden uzak” buldu.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kendisiyle ilgili bir kedi karikatürüne dahi dayanamadığını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün medya grupları adına Kuveyt’le işbirliğine gittiğini anlatan Türkeş, raporun gerçek amacının Türk demokrasisinin gelişimini değerlendirmek olmadığını söyledi.
AKP’li Erol Cebeci de konuşmasında Türkiye’deki tartışmaların aslında iktidar çekişmesinden kaynaklandığını, elitlerin halkın yönetime katılımından rahatsız olduğunu söyledi.
Cebeci, patinin kapatılması halinde Türkiye’nin dünyadan tecrit olacağını, “Ortadoğu tarzı Baas rejimi”ne dönüşeceğini dile getirdi.
CHP ve MHP’den ortak bildiri
AKPM’nin Türkiye’nin gerektiğinde yeniden denetim sürecine alınmasının gözden geçirilmesini öngören raporun oylanmasından önce, CHP ve MHP ortak bildiriyle rapora tepkisini gösterdi. CHP’li Birgen Keleş, Haluk Koç ve MHP’li Ertuğrul Kumcuoğlu, Tuğrul Türkeş’in imzasını taşıyan bildiride, raporun AKPM’nin Avrupa Konseyi’nin savunduğu değer ve standartların uzağında olduğu belirtildi. AKP’nin kapatılmasıyla ilgili dava sürecinin devam ettiğinin hatırlatıldığı bildiride, “Türk yargısını etkilemeye dönük her türlü girişim uluslararası hukuk ve yargının bağımsızlığı ilkesine aykırıdır” denildi. Bildiride, Avrupalı siyasetçilerin, yargıyı etkileme yolunda tehditkar bir kil kullanmalarının, Türkiye’deki yargıyı siyasetleştirme yolunda bir girişim olarak görülmesi dile getirildi.
Raporda neler var?
* AKP’nin kapatılması istemiyle Yargıtay tarafından Anayasa Mahkemesi’ne açılan kapatma davasının geniş yer bulduğu raporla ilgili karar tasarısında, “Sonucu ne olursa olsun, iktidar partisi ile başbakan ve cumhurbaşkanı hakkında açılan davadan endişe edilmektedir. Bu dava, ülkenin siyasi geleceğini etkileyecektir” deniliyor.
* Tasarıda, Türkiye’deki bütün devlet kurumlarının birbirlerinin yetki alanına saygı göstermelerine vurgu yapılırken, yasama-yürütme ve yargı için geçerli olan ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesinin önemi hatırlatılıyor. Kuvvetler ayrılığı ilkesine uyum gösteren kurumların, Türkiye’nin daha modern bir demokrasiye kavuşması için yapılacak siyasi ve ekonomik reform çabalarına da destek vermesi istenen taslakta, Türkiye’nin bu konuda ‘hiçbir şüphe’ uyandırmaması isteniyor.
* Tasarıda, Türkiye’de hükümetin yeni anayasa hazırlama girişimi ve bu çerçevede gelişen tartışmalar da ayrıntılı yer buldu. Bu tür çalışmaların toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla, ‘geniş çaplı ulusal bir tartışma’ platformu oluşturularak yapılması gerektiğinin belirtildiği tasarıda, hükümetin bu konudaki çalışmaları başlatması isteniyor.
* Tasarıda, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatma davasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkına uygun, Venedik Komisyonu kararları çerçevesinde Avrupa standartlarına uygun karar vereceğine ‘büyük inanç’ duyulduğu da söyleniyor.
* Tasarıda, AKPM’nin izleme komitesinden Türkiye’deki anayasa hazırlama çalışma süreci, devlet kurumlarının demokratik işleyişinin yakından izlenmesi de isteniyor. Komiteye, 2004’te demokrasi açısından ‘denetim sürecinden’ çıkan Türkiye ile daha yakın diyalog kurulması çağrısı da tasarı da yer alıyor.

You must be logged in to post a comment.