İddianame gayrimeşru


Laiklik karşıtı değil hizmetin odağıyız
AK Parti, Anayasa Mahkemesi’ne verdiÄŸi ön savunmada, AK Parti iktidarı döneminde laikliÄŸinin toplum tarafından daha fazla benimsendiÄŸi ifade edilerek, ‘Partimiz laikilik karşıtı fillerin odağı deÄŸil, millete hizmetin odağı’ ifadelerine yer verildi.

HAMDİ ATEŞ ANKARA
Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtığı AK Parti’nin savunması kamuoyuna açıklandı. Ön savunmada, “Hakkımızda düzenlenen bu iddianamedeki hiçbir iddia ve ithamı kesinlikle kabul etmiyoruz. İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meÅŸruiyetinin de olmadığına inanıyoruz. AK Parti laikliÄŸe aykırı fiillerin deÄŸil, kurulduÄŸundan itibaren yaptığı çalışmalarla ülkemize ve milletimize hizmetin odağı haline gelmiÅŸtir” denildi. Yalçınkaya’nın iddialarının, “çeliÅŸkiler yumağı, paradoks, tevzirat ve yakıştırma, totoloji” olarak nitelendirildiÄŸi savunmada dava için ” tüm zamanların en ironik davası” tanımlaması yapıldı. İşte savunmadan ilginç bölümler: AK Parti laikliÄŸe karşı odak olan deÄŸil, laikliÄŸi toplumsallaÅŸtıran bir harekettir. Bu dava maalesef ülkemize ve milletimize ağır ekonomik ve siyasi bedeller ödetebilecek bir süreci baÅŸlatmıştır.
İDDİANAME ÇELİŞKİLERLE DOLU MEŞRU DEĞİL

Bu iddianame, bir çeliÅŸkiler yumağıdır. KurulduÄŸu andan beri Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiÄŸi çaÄŸdaÅŸ uygarlık hedefine doÄŸru kararlılıkla yürüyen ve bu yürüyüşün en önemli dönemeci olan Avrupa BirliÄŸi’ne tam üyelik hedefinin gerçekleÅŸmesi için gerekli her adımı atan bir partinin, laikliÄŸe aykırı fiillerin odağı haline geldiÄŸini ileri sürmek bir çeliÅŸkidir. Hakkımızda düzenlenen bu iddianamedeki hiçbir iddia ve ithamı kesinlikle kabul etmiyoruz. İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meÅŸruiyetinin de olmadığına inanıyoruz.

UZLAŞMA SUÇ

Milletimizin talep ve ihtiyaçlarıyla, hak ve özgürlükleriyle, laiklik gibi devletimizin temel esasları arasındaki yapay çeliÅŸkileri ortadan kaldırmayı amaçlayan bu ‘büyük uzlaÅŸma’ arayışımız, BaÅŸsavcı’ya göre suç oluÅŸturmaktadır.

GİZLİ GÜNDEM YOK

KuruluÅŸundan itibaren ÅŸeffaflığı ve hesap verebilirliÄŸi ÅŸiar edinmiÅŸ ve bunu uygulamalarıyla da kanıtlamış bir siyasi partiyi, “gizli gündem”i olmakla ve “takiyye” yapmakla suçlamak ise çeliÅŸkilerin belki de en büyüğüdür. Biz ülkemizi daha ileriye taşımaya yönelik tüm adımlarımızı milletin önünde attık. Açıkladıklarımız ve yaptıklarımız dışında gizli gündemimiz hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.

MİLLETİN DEĞERLERİ İTHAM EDİLİYOR

Biz bu iddianamede partimizin değil, partimize gönül veren milletimizin ve onun temel değerlerinin itham edildiğini düşünüyoruz. Bu davayla devletimizin bütünlüğü zarar görmektedir. Hakkımızda düzenlenen bu iddianamedeki hiçbir iddia ve ithamı kesinlikle kabul etmiyoruz. İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meşruiyetinin de olmadığına inanıyoruz.

AK PARTİ DEĞİL MİLLET İRADESİ

Kapatma talebiyle açılan bu davada, amacımız sadece partimizi savunmak değildir. Esasen biz milletimize ve devletimize hizmetten başka savunmayı gerektirecek hiçbir şey yapmadık. AK Parti, laikliğe aykırı fiillerin değil, kurulduğundan itibaren yaptığı çalışmalarla ülkemize ve milletimize hizmetin odağı haline gelmiştir.

JÜRİSTOKRATİK REJİM TEHLİKESİ VAR

Siyasi muhalefet görevinin açık ya da örtülü şekilde yargı tarafından üstlenildiği, yargının siyasete müdahale ettiği ve siyaseten alınması gereken kararları almaya başladığı ülkelerde demokrasi büyük bir tehdit altındadır.

İDDİANAME TOTOLOJİ (TEKRAR) ABİDESİ

İddianame aynı zamanda tam bir ‘totoloji’ abidesidir. Gerçekten aynı sözlerin birkaç kez tekrarlanması suretiyle iddianame ÅŸiÅŸirilmiÅŸtir. Bu yöntemle eylemler ve söylemler abartılarak, Anayasa’nın ‘odak’ olmada aradığı yoÄŸunluk ve kararlılık ÅŸartlarının yerine gelmiÅŸ olduÄŸu izlenimi verilmek istenmiÅŸtir.

CumhurbaÅŸkanı’nın sorumluluÄŸu yok

Türkiye’nin de aralarında bulunduÄŸu parlamenter sistemlerde, devlet baÅŸkanının siyasi sorumluluÄŸu yoktur. Görevde bulunan bir CumhurbaÅŸkanı için yaptırım istenmesini hukuki bir temele baÄŸlamanın imkanı yoktur. Abdullah Gül, 28.08.2007 tarihinde CumhurbaÅŸkanı seçilmiÅŸ ve parti ile iliÅŸiÄŸi kesilmiÅŸtir. Bu tarihten sonra açılan bir kapatma davasında CumhurbaÅŸkanının eskiden üyesi olduÄŸu partinin kapatılması sürecine dahil edilmesi ve hakkında 5 yıllık parti üyeliÄŸi yasağı talep edilmesi Anayasa’ya açıkça aykırıdır.

Okulları Hava Kuvvetleri Komutanı da ziyaret etti

Gülen okullarını ziyaret eden siyasetçi ve devlet adamları: CumhurbaÅŸkanlarımız (Turgut Özal ve Süleyman Demirel), TBMM BaÅŸkanlarımız (Mustafa Kalemli ve Hüsamettin Cindoruk), BaÅŸbakanlarımız (Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit), DışiÅŸleri Bakanları dahil Bakanlarımız (Åžerif Ercan, Ahat Andican, Cumhur Ersümer, Necdet Menzir, Refaiddin Åžahin, İstemihan Talay, Enis Öksüz vd.), Yargıtay BaÅŸkanımız Müfit Utku, Milletvekillerimiz (Murat SökmenoÄŸlu, Hasan Korkmazcan, Hayri KozakçıoÄŸlu, Yıldırım Akbulut, Nevzat Ercan, Masum Türker, Haydar Yılmaz, Lütfullah Kayalar, Onur Öymen. MHP eski Genel BaÅŸkanı Alparslan TürkeÅŸ, Em. Tümgeneral Prof.Dr. Ömer Åžarlak, eski Hv.K.K. Org. Halis Burhan. Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı gibi ülkenin en üst savcılık mercii tarafından hazırlanan bir iddianamede bu kadar fazla tahrifat, çarpıtma ve fahiÅŸ hataların bulunması, partimize karşı ciddi bir önyargı ve kuÅŸku beslendiÄŸi ve ele geçen her türlü haber ve rivayetin doÄŸruluÄŸu araÅŸtırılmadan ‘delil’ adı altında biraraya toplandığı intibaını vermektedir.

Tüm zamanların en ironik davası

Siyasi iktidarların icraatlarının Anayasa ve idari yargı denetiminde olduÄŸu için iktidar partisine yönelik açılan kapatma davasının demokrasi ve hukuk devleti ile açıklamanın mümkün deÄŸildir. Bu dava tüm zamanların en ironik davasıdır. KuruluÅŸundan bu yana gece gündüz çalışarak Türkiye’yi AB üyesi yapmak için uÄŸraÅŸan, ülkeyi demokratik ve laik bir Avrupa’nın parçası haline getirmek için tüm adımları adan ve atmakta olan bir siyasi hareketi ‘laiklik aleyhine fiillerin odağı’ olmakla suçlamak, akla, mantığa ve gerçeÄŸe aykırıdır. AB üyeliÄŸi hedefi bir devlet politikasıdır. Yasama, yürütme ve yargı organlarıyla bir bütün olarak hepimizin müzakereleri baÅŸarıyla tamamlama ve siyasi entegrasyonu saÄŸlama yükümlülüğümüz karşında, bu davanın süreci dinamitleyen niteliÄŸi ortadadır.

Seçim tarihi bile yanlış

İddianamede, ‘davalı parti özellikle 22 Temmuz 2008 (2007 olacak) seçimlerinden sonra, alınan oy oranının etkisi ve cüretiyle toplumu İslam devletine dönüştürecek projelerini önce yeni bir anayasa taslağı hazırlamak sonra da türbanı gündeme getirmek suretiyle laiklik ilkesini hedef alarak adım adım gerçekleÅŸtirmeye baÅŸlamıştır’ ifadesi yer almaktadır. Bu cümle mantık bilimindeki ifadeyle ‘nedensellik bağından’ yoksundur.

Meclis çalışmaları anayasal suç sayıldı

İddianamede TBMM’nin 09.02.2008 tarihinde Anayasa’nın 10 ve 42′nci maddelerinde yaptığı deÄŸiÅŸiklikler de partimiz aleyhine en önemli “delil” olarak kullanılmaktadır. Nitekim, BaÅŸsavcı bir gazeteciyle yaptığı mülakatta bu Anayasa deÄŸiÅŸikliklerinin partimiz hakkında açılan davanın temel gerekçesi olduÄŸunu söylemiÅŸtir. Bir bütün olarak deÄŸerlendirildiÄŸinde iddianame, toplumsal talepleri dile getirme görevi olan siyasilerin, toplumsal ve siyasi sorunlar karşısında adeta duyarsız ve dilsiz olduÄŸu bir partiler düzeni istemektedir. İddianamede “delil” olarak sunulan beyan veya eylemlerin özgürlükçü demokratik ve laik rejime yönelik bir tehdit oluÅŸturduÄŸu söylenemez. Aksine, bu sözde “deliller”le bir siyasi partinin kapatılmasının talep edilmesi, Türkiye’de demokrasiyi teksesli ve yasakçı bir boyuta taşıyabilecek bir tehdit niteliÄŸindedir.

ErdoÄŸan’ın söylemlerini bütün siyasiler kullandı

Tansu Çiller (Eski BaÅŸbakan): Bu milletin Kur’an’ı ve bayrağıyla oynamayın. Ezanın sesiyle uÄŸraÅŸtılar. Devletin okullarını kapattılar. Yetmedi, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında coplattılar. Bacılarımın başörtüsüyle uÄŸraÅŸmayın.

Devlet Bahçeli Devlet Bahçeli (MHP lideri): Üniversitelerimizdeki başörtüsü dramına son verilmesi hem insan hakları hem de ülke huzuru açısından büyük önem taşımaktadır. Üniversitede türban olmalı.

Deniz Baykal (CHP lideri): İslamiyet’te bir ‘himar’ diye bir örtü kavramı geçer, himar, çoÄŸulu humur, bu örtü müdür, başörtüsü müdür tartışması vardır. Genellikle fıkıhçılar, bunun başörtüsü olarak anlaşılması gerektiÄŸinde ittifak etmiÅŸlerdi.

Süleyman Demirel (9. Cumhurbaşkanı): Kişi laik olmaz ki, devlet olur laik. Kişi ya inanç sahibi olur, ya da inançsız olur. Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış, yanlış tatbikatlar yapmıştır.

Mesut Yılmaz (Eski Başbakan): Türban sorunu çözülmezse yönetmeliği değiştirebiliriz. Devlet dairelerinde bile hizmetlilere başörtüsü konusunda esneklik tanınabilir. Şeriata karşı yürünmez ancak saygı duyulur.

Bülent Ecevit (Eski BaÅŸbakan): Başörtüsü ile uÄŸraÅŸmanın gereksiz olduÄŸuna inanıyorum. Gardrop Atatürkçülüğünün tipik bir örneÄŸi…

 

 

 



You must be logged in to post a comment.



Etiketler: , , , ,

Bu yazıyla ilgili başka bir yazı bulunmuyor.