Radikal
- Haziran 18, 2008
Laiklik demokrasiyle mümkün
Laiklik konusunda bu kez farklı konuşan Erdoğan, ‘Bazı çevreler çağdaş demokrasiyi tehlikeymiş gibi gösteriyor. Cumhuriyet ve laiklik ancak demokrasiyle mümkün’ dedi. Başbakan Tayyip Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: Bu ilkeleri yaşatmak, öncelikle demokrasiyi yaşatmakla, milli iradeye dayandırmakla mümkündür
ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk Milli Futbol Takımı’nın başarısı üzerinden siyasi mesajlar verdi. Milli Takımı kutlayan Erdoğan, “Başarı için sadece 90 dakika yeterli değil, son nefese kadar bu işi sürdürmek gerekiyor. Başarıyı hak ettiğinizi düşünüyorsanız asla yılmayacaksınız. Futbolda da siyasette de bu böyledir” diye konuştu. Çağdaş demokrasiyi bazılarının tehlikeymiş gibi gösterdiğini savunan Erdoğan, cumhuriyet ve laikliğin demokrasiyle yaşatılabileceğini söyledi.
AKP grubunda konuşan Erdoğan futbol, siyaset ve kapatma davasıyla ilgili özetle şu mesajları verdi:
SADECE 90 DAKİKA OLMAZ: Milli Futbol Takımı Çek Cumhuriyeti ile oynadığı maçı çok çarpıcı bir zafere dönüştürerek kazandı ve Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek finaline ismini yazdırdı. Müsabaka, 90 dakikanın içine futbolun bütün güzelliklerini ve heyecanını sığdırdı. Bir başka özelliğiyle de uzatmalara bile sığdırabiliyor bunları. Demek ki başarı için sadece 90 dakika yeterli değil, son nefese kadar bu işi sürdürmek gerekiyor.
AB’YE İYİ ORTA: Farklı kültür ve inançları aynı çatı altında buluşturma misyonuna sahip olması gereken AB temsilcilerinin de bu mesajı iyi okuması gerekir. Nasıl Milli Takımımız Avrupa Futbol Şampiyonası’nın olmazsa olmaz bir rengi, heyecanı, imkânıysa, Türkiye’nin üyeliği de AB için büyük ve olumlu bir etkiye sebep olacaktır.
TERİM TARZI MOTİVASYON: Birçok ülkenin milli takımında başarıyla mücadele eden Türk kökenliler var. Bu bile, Türk gencinin Avrupa ile et ve tırnak gibi kaynaştığını göstermektedir. Sporcularımızın pazar akşamı ispatladıkları en önemli gerçek şudur: Başarmayı hak ettiğinizi düşünüyorsanız asla mücadeleyi bırakmayacaksınız. Kendinize güveniyorsanız, arkanızdaki büyük millet size güveniyorsa, en iyisini yapabileceğinize inanıyorsanız, mücadeleden yılmayacak, hedefe ulaşmak için canınızı dişinize takacaksınız. Bu sporda da siyasette de devlet yönetiminde de böyledir.
BEDELİ TARTIŞILIR: Şu an yaşanan süreç çok tartışılacaktır. Bu sürecin bedeli muhakkak tartışılacaktır, geçmişte olanların tartışıldığı gibi. Türk demokrasisinin ve hukuk sisteminin tarihi serüveni açısından kritik bir önemdedir.
TÜRBÜLANSTAN ÇIKMAK: Kapatma davasında dün esas hakkındaki cevabı Anayasa Mahkemesi’ne verdik. Bütün arzumuz, temennimiz şudur; ülkemiz ne siyasette ne ekonomide kaybetsin. Ülkemiz, bir bulutlu havanın doğurduğu yapıda geleceğe yürümesin. Ülkemize dışarıdan yaklaşanlar da ülkemizi net görebilsin. Bu nedenle erken verdik. Temennimiz, Türkiye’nin en kısa sürede bu türbülanstan çıkması, çağdaş uygarlık yürüyüşünü aynı kararlılıkla ve güç kaybetmeden devam ettirmesidir.
DEMOKRASİYLE OLUR: Bu süreçte bir kısım çevrelerin yürüttükleri propaganda, demokrasimizi ve hukuk devleti normlarımızı gelişmiş evrensel standartlardan uzaklaştırmaya, kendine özgü bir mahiyete büründürerek sığlaştırmaya yöneliktir. Çağdaş demokrasinin yerleşmesinin, ‘Cumhuriyetimizin temel ilkeleri açısından bir tehlikeymiş’ gibi yansıtılması kabul edilemez bir çarpıtmadır. Cumhuriyet, laiklik, hukuk devleti gibi kavramlar, demokrasiyi daha da güçlendirecek, demokrasinin olmazsa olmaz kavramlarıdır, ilkeleridir. Türkiye’nin siyasi tarihi, bu kavramlar gerekçe gösterilerek demokrasinin zaafa uğratılmasının örnekleriyle doludur. Türkiye, bu çarpık anlayıştan bir an önce uzaklaşmak zorundadır. Cumhuriyet de laiklik de hukuk devleti de ancak demokrasi ile mümkündür. Bu ilkeleri yaşatmak, öncelikle demokrasiyi yaşatmakla, milli iradeye dayandırmakla mümkündür.
1940’LAR DEĞİL: Vesayet rejimi özlemcisi bir kısım siyasetçilerin rejimin ilkelerini ‘demokrasiyle çelişen ilkelermiş’ gibi göstermeye çalışmaları, esasen kendi ayrıcalıklı pozisyonlarını muhafaza etme çabalarının neticesidir. Yapmak istedikleri şey, rejimin ilkelerini siyasi tartışma ve rekabetin konusu haline getirerek rejimin üzerinde sürekli bir kriz gölgesi oluşturmak ve bu yolla siyasetin toplum tarafından tanzimini engellemektir. Bilinmelidir ki ne Türkiye 1940’ların Türkiye’sidir ne de dünya Soğuk Savaş’ın dünyasıdır. Bu millet reşittir, mümeyyizdir, azami demokratik olgunluğa sahiptir. (Radikal)
***
Anayasa Mahkemesi dava takvimi belli oldu
Anayasa Mahkemesi, AKP’nin kapatma davası için önceki gün verdiği esas savunmayı Yargıtay Başsavcılığı’na gönderdi. Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davası takvimi de belli oldu:?
1 Temmuz: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya sözlü açıklamalarını yapacak.
3 Temmuz: Mahkeme AKP’nin sözlü savunmasını dinleyecek.
24 Haziran:?DTP?sözlü savunma yapacak.

You must be logged in to post a comment.