Milli Gazete
- Mayıs 6, 2008
Rakamlarla böyle uyutulduk
ESAM tarafından hazırlanan ve bu yıl altıncısı yayınlanan ‘Türkiye Ekonomisi 2007 Ekonomik Değerlendirmesi’ raporunu açıklayan Araştırma Komisyonu Başkanı İbrahim Halil Sugözü, ekonomide bugünkü sıkıntıların müsebbiplerinin, yıllardır pembe tablolarla halkı uyutmaya çalışan idareciler olduğunu söyledi.
Sanal büyüme!
2007-2008 Ekonomik Raporu’nda Türkiye ekonomisinin başrol oyuncusunun IMF olduğu kaydedilerek, IMF’ye olan borcun görünürde miktarı düşmüş olsa da, IMF politikalarından vazgeçilmediği belirtildi. Raporda şöyle denildi: “GSYH oranları bir günde 175 milyar YTL. değiştirilmiştir. Enflasyonda yüzde yüzün üzerinde hedeften sapmalar yaşanmıştır.”
Ankara Bürosu
Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından hazırlanan ve bu yıl altıncısı yayınlanan ‘Türkiye Ekonomisi 2007 Ekonomik Değerlendirmesi ve 2008′e Bakış’ raporu, yapılan basın toplantısı ile açıklandı. ESAM Araştırma Komisyonu Başkanı İbrahim Halil Sugözü, ekonomide kara tablo çizmek istemediklerini fakat zaten var olan bir kara tabloyu da halktan gizleyemeyeceklerini ifade etti. Sugözü, Başbakan tarafından sürekli olarak dile getirilen bazı ekonomik gösterge niteliğindeki verilerin de gerçekte nasıl çarpıtılarak sunulduğunu anlattı.
“IMF ile ilişkilerimizi bitireceğiz!” demişlerdi
Sugözü, şöyle konuştu: “Sayın Başbakan ve zamanın bakanları tarafından 2004 yılında IMF ile ilişkilerimizi sonlandıracağız nutukları atılmış, aradan 4 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen hâlâ IMF ekonomisi süreci sonlandırılmamıştır. Raporumuzun hazırlandığı günlerde bu vaatler tekrar dile getirilmekte ancak araştırıldığında, bağımlılığın bitmeyeceği sadece şekil değiştireceği ortaya çıkmaktadır.
2007 - 2008 Ekonomik Raporumuzda, Türkiye Ekonomisinin başrol oyuncusunun IMF olduğunu görüyoruz. IMF’ye olan borçlarımızın görünürde miktarı düşmüş olsa da IMF politikalarından asla taviz verilmemektedir. IMF politikaları yönünde tercih yapan ülkelerden krizler yaşanmış, fakat ekonomik anlamda kesinlikle bir adım bile ileri giden olmamıştır.
Oysa ekonomisini IMF’ye teslim etmeyip milli ekonomi politikaları uygulayanları biri iyi, biri kötü iki son beklemiştir. İyi son, ekonomileri düzelmiştir, kötü son, dışarıdan destekli iç karışıklıklar ve yöneticileri tahttan eden sosyal problemler olmuştur.”
Ekonomi çöküyor
Türkiye ekonomisinin karakterini belirleyen konuların sıralandığı raporda şöyle bir tablo çizildi: “Sanal ekonomik büyüme, Bozuk gelir dağılımı, Düşük ücretler, Artan yoksulluk, Büyüyen işsizlik, Kârsız üretim, Artan mazot fiyatları, Çöken tarım sektörü, Biten hayvancılık, Dünyanın en yüksek nominal ve reel faizleri.”
Göz boyama
Raporda, Hükümetin, IMF’ye olan borçların azaltıldığını söylemesine rağmen, toplam borçların, IMF’ye olan borçların tam 77 katı olduğu vurgulanarak, “Kamu borç stoku ile kıyaslanırsa, kamu borç stoku, IMF’ye olan borcun tam 50 katıdır. Kamu dış borç stoku ile kıyaslanmak istendiğinde, tam 13 kattır” denildi.
İktidar tarafından birkaç ekonomik veri sürekli dillendirilmekte ve tablonun pembe olduğu havası verilmeye çalışılmaktadır. Özetle şunu belirtmek yerinde olacaktır. Eğer halkımıza bir oran veriliyor ve bu oran da herhangi bir başlığın Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı ise, burada muhakkak bir aldatma söz konusudur. Şöyle ki, GSYH’nın nasıl sanal veya hayali olduğu raporumuzda açıkça belirtilmektedir. Yalnızca hesaplama yöntemlerini değiştirerek bir günde GSYH 576 Milyar YTL’den 758 Milyar YTL’ye çıkmıştır. Bir günde 175 Milyar YTL değişim yaşanmıştır. Kişi başına gelir bir günde yaklaşık 5500 Dolardan 7500 dolara yükselmiştir. Bir yılda kişi başına gelir güya yüzde 70 artarak 9333 Dolara yükselmiştir. İşte iktidarın bu veriye dayanarak birtakım hesaplamalarla göz boyamaya çalışması artık rağbet görmemektedir.
Enflasyon rekorları
Enflasyonda rekor üstüne rekor kırılmaktadır. 2006 ve 2007 yıllarında yüzde yüze yakın ve yüzde yüzün üzerinde hedeften sapmalar yaşanmıştır. 2008 yılında bu sapmanın çok daha yüksek düzeyde olacağı resmi ağızlar tarafından ifade edilmektedir.
İhracat-ithalat rakamları
Başka bir konu ihracatın rekor kırması konusudur ki, artık sokaktaki vatandaş, neden ihracattan bahsediyorlar da ithalattan bahsetmiyorlar diye sormaya başlamıştır. Gerçekten de ithalatın ara mallar ithalatı kalemi bile toplam ihracatımızdan fazladır. Gelirden bahsedilmekte giderler başka bir memleketin gideriymiş gibi hiç açıklanmamaktadır.
İşsizlik oranı yüzde 20
İşsizlik oranında azalma olmamıştır. Aksine yine istatistiki verilerde iş bulma ümidi olmayanlar işsizlik oranında yer almamaktadır. Bu oran da hesaba katıldığında gerçek işsizlik oranı yüzde 20′lere çıkmaktadır. Bu da sosyal problemleri beraberinde getirmektedir.
Borçlar azalmış (!)
İMF’ye olan borçların azaltıldığı söylenmektedir. Oysa toplam borçlar, IMF’ye olan borçların tam 77 katıdır. Kamu borç stoku ile kıyaslanırsa, kamu borç stoku, IMF’ye olan borcun tam 50 katıdır. Diyelim ki kamu dış borç stoku ile kıyaslanmak istendi, tam 13 kattır. Yani IMF’ye olan borcun sürekli gündeme getirilmesi çok etik olmayan bir tutumdur. Ayrıca iç borç stoku ve kamu iç borç stoklarında rekorlar kırılmaktadır.
Geri ödenemeyen krediler artıyor
Taşıt kredileri ve konut kredilerinin arttığı ve takipteki kredilerin oranının azaldığı ifade edilmektedir. Hemen belirtelim ki, bir önceki yıldan 2007 yılına gelindiğinde taşıt kredisini ödeyemeyenlerin oranı yüzde 80 oranında artmıştır. Konut kredisini ödeyemeyenlerin oranı da yüzde 335 artmıştır. Verilerin detayları raporda yer almaktadır.
Tarım ve hayvancılık bitme noktasında
Tarımda daralma süreci devam etmektedir. IMF güdümlü daraltıcı tarım politikaları, çiftçileri perişan ederken, gıda krizinin ülkemizde de yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Tek sebebin kuraklık olduğunu söylemek, kendi kendini aldatmaktan başka bir şey değildir. Hayvancılık bitme noktasına yaklaşmaktadır. Destekler yeterli olmaktan çok uzaktır. Tarım ve hayvancılıkta ithalata bağımlılık günden güne kendini göstermektedir.
Sanayi üretim endeksi
Sanayi üretim endeksi beklenenden düşük seyretmektedir. Kurulan şirket sayılarında azalma yaşanırken, kapanan şirket sayılarında anormal artışlar dikkat çekmektedir. Kapasite kullanım oranlarında ideal oranlar yakalanamamıştır. İnşaat ve konut sektöründe hem durgunluk hem de hammadde fiyatlarının büyük oranlarda artması sektörün kriz sürecinde olduğunun en önemli belirtileridir. Tekstil sektörü bitirilmektedir, mobilya, makine kimya vb. sektörler büyük sıkıntılarla baş başa bırakılmaktadır.

You must be logged in to post a comment.