Talat’tan Hristofyas’a: YoldaÅŸ, Kıbrıs’ı ya çözeceÄŸiz ya böleceÄŸiz


Kıbrıs’ta BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in baÅŸlattığı yeni süreçle ilgili takvim iÅŸlerken, KKTC CumhurbaÅŸkanı Mehmet Ali Talat ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi CumhurbaÅŸkanı Dimitri Hristofyas, çözüm beklentilerine iliÅŸkin önemli açıklamalarda bulundu. 
 
KKTC CumhurbaÅŸkanı Mehmet Ali Talat, ÅŸubat ayındaki seçimlerde seçimi kazanan Rum lider Hristofyas’a ilk görüşmelerinde, “YoldaÅŸ, ya Kıbrıs sorununu çözeceÄŸiz ya da bölünmeyi mühürleyeceÄŸiz.” diyor. Küçük yaÅŸlardan itibaren komünist AKEL Partisi saflarında siyaset yapan ve baÅŸtan beri Ada’nın yeniden birleÅŸmesini savunan Hristofyas’ın gözleri doluyor ve eski dostu Talat’a şöyle cevap veriyor: “Bunun farkındayım. Zaten ben de bunun için aday oldum.”

Bu olumlu havanın tek göstergesi, iki lider arasındaki yakınlık deÄŸil. Hristofyas’ın seçilmesinden önce günde ortalama 5 bin Türk Güney’e geçerken, Güney’den 500 Rum Kuzey’e geçiyormuÅŸ. Seçimden sonra bu sayılar neredeyse eÅŸitlenmiÅŸ.

İşte bu diyalog ve iki sol kökenli lider arasındaki kimya uyuÅŸması, Kıbrıs’ta yeniden baÅŸlayan çözüm sürecine dair en büyük umudu oluÅŸturuyor. KKTC CumhurbaÅŸkanlığı’nın davetiyle adaya gelen bir grup gazeteci olarak bizler de bu yeni süreci her iki tarafın da nabzını tutarak anlamaya çalışıyoruz. Önceki gün önce Kıbrıs Türk Ticaret Odası yönetiminin perspektifini dinledik. Ticaret Odası’nın en fazla üzerinde durduÄŸu konu, Türkiye’nin tek taraflı olarak limanlarını asla açmamasıydı. Onlara göre KKTC limanları üzerindeki ambargo sürerken bu adımın atılması, hem Kıbrıs Türk ekonomisinin iflası hem de Rum tarafını çözüme zorlayan bir kartın zayi edilmesi demekti. 2007′de baÅŸlayan durgunluktan yakınan BaÅŸkan Hasan İnce’nin limanlar konusunda bir teklifi vardı: “Türkiye’den gelen mal, YeÅŸil Hat üzerinden Güney’e geçsin, Güney’den Türkiye’ye gelecek mal da YeÅŸil Hat’tan geçip Magosa Limanı’ndan Türkiye’ye gitsin.” Bir araÅŸtırma, iliÅŸkilerin normalleÅŸmesi halinde Türkiye’nin Rum tarafına ihracatının 3 milyar dolara çıkabileceÄŸini gösteriyordu. Halbuki ÅŸu anki rakam 4 milyon dolar kadardı.

İşadamlarından sonra, iki lider tarafından 21 Haziran’da baÅŸlaması kararlaÅŸtırılan müzakere sürecinin altyapısını hazırlamak üzere oluÅŸturulan çalışma grupları ve teknik komitelerde Rum muhataplarıyla görüşen Türk müzakere heyetinden kapsamlı bir brifing aldık. Türk ve Rum tarafından beÅŸer kiÅŸilik ekipler, 6 çalışma grubu ve 7 teknik komitede haftada iki kez bir araya geliyordu. SaÄŸlık, çevre, kültürel miras, ticaret, toprak, mülkiyet, yönetim, vb. konularda taraflar birbirinin pozisyonunu öğreniyor. Farklılıklar giderilmeye çalışılıyor, aşılamayan, liderler zirvesine bırakılıyor.

Türk tarafının müzakere heyetine baÅŸkanlık eden CumhurbaÅŸkanı Özel Temsilcisi-Görüşmeci Özdil Nami, oldukça umutluydu. Papadopulos döneminde 52 haftada komitelerin isimleri dahi oluÅŸturulamazken, yeni dönemde 20 günde bir hayli mesafe almış ve uzlaÅŸma saÄŸlanan bazı sorunları nihai çözümü beklemeden uygulamaya baÅŸlamışlardı. Mesela her iki tarafın ambulansları kontrol edilmeksizin kapılardan rahat geçiÅŸ yapacaktı. Rum tarafındaki trafik levhalarına Türkçe, Kuzey’deki levhalara ise Rumca ve İngilizce eklenecekti. Ortak bölgelerde verimliliÄŸi artırmak için arıtma tesisleri ortak yapılacaktı. Halbuki Papadopulos döneminde bu tür kararlar alınsa bile bunların uygulanması mülkiyet, garantiler gibi en zor konularda kaydedilecek ilerleme ÅŸartına baÄŸlanmıştı. Åžimdi komitelerin uzlaÅŸtığı konular liderlerin talimatıyla uygulamaya geçiyordu.

Annan Planı masada değil, laptopta

Peki taraflar konuları sıfırdan mı ele alıyordu, yoksa Annan Planı mı esas alınıyordu? Türk tarafı Annan Planı’nın temel alınmasına sıcak, ama Rum tarafı bunu asla kabul etmiyor. Yine de Türk müzakere heyetinden ÅŸunu öğreniyoruz: Annan Planı masada olmasa da herkesin laptopunda duruyor. Fiiliyatta Annan Planı’nın uzağına gidilmiyor ve her seferinde iki taraf da “orada bu konu nasıldı?” diye bakma ihtiyacı hissediyor.

Önceki günün son durağı CumhurbaÅŸkanı Talat’la yiyeceÄŸimiz akÅŸam yemeÄŸiydi. Teknik komitelerin hızı, Rum ziyaretçilerin artışı ve anketlere göre Rum tarafında çözüme desteÄŸin artması Talat’ı hayli umutlandırmış görünüyordu. Ama yine de kaygıları yok deÄŸildi. Mesela Türkiye’deki siyasi geliÅŸmelerin süreci olumsuz yönde etkilemesinden endiÅŸeliydi. Ayrıca Hristofyas’a ÅŸakayla karışık ‘yoldaÅŸ’ diye hitap etse de Annan Planı’na önce evet deyip sonra partisinden hayır kararı çıkarması, Papadopulos’la iÅŸbirliÄŸi yapması nedeniyle güveni tam deÄŸildi. “Samimi mi deÄŸil mi kefil olamam.” diyordu. Tek umudu, AKEL liderinin tarihe ‘adayı böldüren kiÅŸi’ olarak geçmek istemeyeceÄŸiydi.

Hristofyas’ın seçilmesinin kendisi için büyük sürpriz olduÄŸunu söyleyen Talat’a göre bu sonucun iki nedeni bulunuyor: Kosova’nın bağımsızlığının tanınması ve Rus lider Vladimir Putin’in Batı’ya neden KKTC’nin 40 yıldır tanınmadığını hatırlatması.

Talat, Türk ve Rum taraflarının hassasiyetleri farklı olduÄŸu için Annan Planı üzerinde pazarlık yapılabileceÄŸini düşünüyor. Ona göre mesela Türk tarafına daha fazla Rum gelebilir, buna karşılık Güzelyurt’taki Türklerden isteyenler kalabilir. Türk tarafı için en önemli konu, siyasi eÅŸitlik.

Ancak Rum tarafına geçip yoldaÅŸ Hristofyas’ı dinlerken, çözümün çok yakın olmadığı anlaşılıyordu. Çünkü Hristofyas her ne kadar çözüm için yeni bir perspektif ortaya koysa da iki taraf arasında ciddi görüş farkları olduÄŸunu söylüyordu. Rum lider, Talat’ın dile getirdiÄŸi 2008 sonuna kadar çözüm yaklaşımını gerçekçi bulmuyordu. Ayrıca Türk tarafının çok iyi gittiÄŸini söylediÄŸi teknik grupların da tıkandığını dile getiriyordu.

Ada’da çözüm için yeni bir dinamik olduÄŸu kesindi. Ancak iki liderin dostluÄŸundan kaynaklanan iyimserliÄŸin, Kıbrıs meselesinin taÅŸtan sert gerçekleri karşısında ne kadar dayanabileceÄŸi de bir o kadar kuÅŸkuluydu.
 



You must be logged in to post a comment.



Etiketler: , , , ,

Bu yazıyla ilgili başka bir yazı bulunmuyor.