Zaman
- Mayıs 12, 2008
Türkiye Golan’a umut oldu
Suriye ile İsrail arasında ihtilaf oluÅŸturan Golan Tepeleri konusunda Türkiye’nin barış görüşmelerini baÅŸlatmak için devreye girmesi bölge için yeni bir umut oldu. Amerikan yönetiminden açık bir destek gelmese de taraflar, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına olumlu bakıyor.Â
Â
İhtilafın merkezindeki Golan Tepeleri bölgesinde ise durum farklı. Zaman, İsrail’in 1967′de iÅŸgal ettiÄŸi bölgede Türkiye’nin giriÅŸimleriyle baÅŸlayan yeni sürecin yansımalarını yerinde gözlemledi. İsrail’in önde gelen akademisyenleri ve DışiÅŸleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye’nin Golan konusunda en ideal arabulucu olduÄŸunu belirtmelerine karşın 40 bin kiÅŸinin yaÅŸadığı Golan’da bölgenin Suriye’ye verilmesini içeren herhangi bir plana soÄŸuk bakılıyor. Golan Tepeleri’nin merkezi durumundaki Katzrin yerleÅŸim birimi Belediye BaÅŸkanı Sami Ber-Lev, Suriye’nin bölge üzerinde hak iddia etmesi için hiçbir gerekçe bulunmadığını öne sürüyor. Ber-Lev, “EÄŸer kriter yönetmekse Türkler, burayı 400 yıl yönetti. O zaman Türkler daha fazla söz söyleme hakkına sahip.” diyor. BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan’a bölgeden yazılan mektubun altında imzası bulunan iki liderden biri olan Ber-Lev, Åžam’ın Hatay’da yaptığı gibi Golan’ı artık unutması gerektiÄŸini iddia ediyor.
Kirazdan elmaya, üzümden pek çok meyve ve sebze çeÅŸidine adeta İsrail’in besin ve su deposu olan Golan’da Türkiye’den göçen Yahudiler de bulunuyor. Bunlardan olan Shlomo Sadok ve Rafi Sadi, Türkiye’nin arabuluculuk yapmasına seviniyor. Çünkü onlara göre Türkiye, adaletli davranacak tek ülke. Ancak buraları terk etmeleri akılları- nın ucundan bile geçmiyor.
‘Golan’ı Esad’a vermektense Türkiye’ye veririz!’
İsrail’in 1967′deki 6 Gün SavaÅŸları’nda iÅŸgal ettiÄŸi Suriye toprağı olan Golan Tepeleri, Türkiye’nin yürüttüğü arabuluculuk çabalarıyla yeniden gündemde. BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan’ın Åžam’a yaptığı son ziyaretin ardından Ankara taraflar arasındaki giriÅŸimlerini sürdürerek, İsrail’in “Bazı ÅŸartlar karşılığı Golan’dan çekilebiliriz” teklifini hayata geçirtmeye çalışacak. Åžam ve Tel Aviv yönetimleri, Türkiye’nin çabalarına yeÅŸil ışık yakıyor. Zaman, Türkiye’nin son çabalarının yansımalarını, tartışmaların göbeÄŸindeki Golan Tepeleri’nde yerinde gözlemledi. İki baÅŸkentin aksine, Golan’da yaÅŸayanlar çekilme formülünü içeren bir çözüme sıcak bakmıyor.
Golan Tepeleri’nin merkezi durumundaki Katzrin yerleÅŸim birimi belediye baÅŸkanı Sami Ber-Lev, Suriye’nin Golan üzerinde hak iddia etmesi için hiçbir gerekçe bulunmadığını öne sürüyor. Suriye’nin bağımsızlığını kazandığı 1943′ten 1967′ye kadar bölgede kaldığını söyleyen Ber-Lev, “EÄŸer kriter bir dönem yönetmekse Türkler, burayı 400 yıl yönetti. O zaman Türkler daha fazla söz söyleme hakkına sahip.” diyor.
Åžakayla karışık, “O zaman biz de Golan’ı Esad’a vermektense, Türklere gelin burası sizin hakkınız deriz. Esad’a vermektense burayı Türklere teslim ederiz.” diyen Ber-Lev, Suriye’nin tıpkı Hatay’da yaptığı gibi Golan’ı da artık unutması gerektiÄŸini savunuyor. Hatay’ın Golan’a göre hem çok daha büyük hem de daha stratejik olduÄŸunu öne süren Ber-Lev, Hatay’da verilen tavizin Golan’la kıyaslanamayacağını iddia ediyor.
BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’a yazılan ve Golan’da Hatay modelinin takip edilmesini isteyen mektubun altında imzası bulunan iki liderden biri de olan Ber-Lev, Suriye’nin aslında Golan’ın İsrail’in bir parçası olduÄŸunu fiili olarak kabul ettiÄŸini de ileri sürüyor. İsrail’in komÅŸularıyla en sakin sınırının Suriye ile bulunduÄŸunu belirten Ber-Lev, iki ülke arasındaki sınırın tamamen oturduÄŸunu, iÅŸin sadece imzaya kaldığını da öne sürüyor.
Belediye BaÅŸkanı, Golan’ı pazarlık konusu yapan İsrail BaÅŸbakanı Ehud Olmert’e de sert tepki gösteriyor: “Olmert eÄŸer Golan’ı vermek istiyorsa, ÅŸunu bilsin ki burası onun babasının malı deÄŸil. Tüm İsrail halkı buna karşıyken Olmert’in böyle bir konuyu masaya getirmesi bile saçmalık. Golan ancak referandumla elden çıkabilir. Ancak kimse buna cesaret edemez. Zaten Olmert önce kendisini kurtarmaya baksın, ondan sonra Golan’la ilgilensin. Kendisi bir sürü problemle boÄŸuÅŸuyor.” “Golan’da plebisite de varız.” diyen Ber-Lev, Golan nüfusunun yarısını oluÅŸturan Dürzilerin de İsrail’de kalmak istediklerini öne sürüyor.
Golan’daki Türkiye Yahudileri: Türkiye, adaletli davranacak tek ülke
Golan’da yaÅŸayan İsrail Parlamentosu eski milletvekillerinden Yehuda Harel de tıpkı Belediye BaÅŸkanı Ber-Lev gibi espriyle karışık Golan’ı Türkiye’ye vermeye hazır olduklarını, İsrail ve Suriye’den bıktıklarını söylüyor. BaÅŸarılı görüşmelerin gizli yapılanlar olduÄŸunu öne süren Harel, Suriye ve İsrail arasında bir arabuluculuk problemi olmadığını, tek yapılması gerekenin gizli görüşmelerle iki tarafın birbirini anlaması olduÄŸunu belirtiyor.
Golan’daki 20 bin Yahudi yerleÅŸimci de bölgeden ayrılmaya sıcak bakmıyor. Golan’da çalışan bir gönüllü olan Rachel Namimi Saban (45), “Biz çok küçükken buraya geldik. Golan, bizim bir parçamız. Hiç kimse bizi buradan söküp atamaz.” diyor. YerleÅŸimcilerin, Gazze Åžeridi’nden 2005′te çekildiklerinin hatırlatılması üzerine, “Buranın statüsü Gazze gibi deÄŸil. Gazze’de Filistinlilerin arasında çok küçük bir azınlıktık. Ama burada öyle deÄŸil.” diye ekliyor. Rusya’dan 15 yıl önce göç ederek Golan’a yerleÅŸen Tamara Arabisky (44) de, “Bu sorunun siyasi olarak çözülmesi çok zor. Görüldüğü gibi burada yeniden bir ülke oluÅŸturulmuÅŸ. Her ÅŸey sil baÅŸtan yapılmış. Kimse burayı terk eder mi?” diye konuÅŸuyor.
Golan’da, Türkiye’den giden Yahudiler de yaşıyor. Bunlardan Rafi Sadi, 40 yıl önce İsrail’e gelmiÅŸ ve Golan’da çalışıyor. Ona göre Türkiye halen bir vatan. EÅŸi de Türkiye Yahudi’si. Çocuklarına Türkçe öğretemedikleri için çok üzgünler. Shlomo Sadok ise Golan ÅŸarap fabrikasında çalışıyor. Türkçede çok zorlanıyor artık. Her ikisi de Türkiye’nin Golan gibi bir konuda arabuluculuk yapmasına seviniyor. Çünkü onlara göre Türkiye adaletli davranacak ve çözüm bulabilecek tek ülke. Ancak onlara göre durum hiç de zor deÄŸil, çünkü burası artık kendi vatanları. Buraları terk etmeleri akıllarının ucundan bile geçmiyor.
Yarın: Türkiye, ideal bir arabulucu
——————————————————————————–
Türkmenler de geri dönebilir
İsrail’in 1967′deki iÅŸgali ile birlikte Golan’ı terk edenler arasında Türkmen Yörükleri de bulunuyor. Golan’ın tarihini araÅŸtıran arkeolog Dodi Ben Ami, Türkmenlerin bölgeye 19. yüzyıl- da yerleÅŸtirildiklerini, 1967′de Araplar ve Çerkezler gibi Suriye’ye geçtiklerini söylüyor.
——————————————————————————–
İsrail’in tarım deposu
Kirazdan elmaya, üzümden pek çok meyve ve sebze çeÅŸidine kadar, adeta İsrail’in besin ambarı olan Golan’da yüksek verim alabilmek için her türlü sulama tekniÄŸi ve bilimsel yöntem kullanılıyor. Golan’da teknik ve bilimsel araÅŸtırma yapmak amacıyla kurulan Golan AraÅŸtırma Enstitüsü’nün iki akademisyeni Prof. Moshe Reuveni ile Prof. Amos Naor, bölgede dünyanın en son teknolojileri ve bilimsel verilerini kullandıklarını belirtiyor. Çevresel fizyoloji ve sulama programlaması uzmanı Prof. Naor, kibutzlara baÄŸlı arazilerde sulama deneyleri yaptıklarını ve en uygun sulama yöntemleri üzerinde çalıştıklarını belirtiyor. Enstitü BaÅŸkanı ve Plantasyon PataloÄŸu Prof. Reuveni ise yetiÅŸtirdikleri meyve ve sebzelerin bilimsel verilere dayalı reaksiyonları üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. Türkiye’nin arabuluculuk giriÅŸimleri konusunda yorum yapmalarının söz konusu olmadığını; ancak sınıra 500 metre mesafede kurdukları plantasyonlarda ÅŸu ana kadar hiçbir tacize maruz kalmamalarının, aslında Golan’da fiili bir durumu gösterdiÄŸini iddia ediyor.
——————————————————————————–
Hem sulama hem içme suyu çok pahalı
İsrail iÅŸgali altındaki kısmı yaklaşık 1.400 km² olan Golan’da 15 su bendi oluÅŸturulmuÅŸ. Sulama amaçlı kullanılan su bentlerinin yanı sıra bölgenin farklı yerlerinde eÅŸilen kuyulardan ise bölgenin içme suyu tedarik ediliyor. Su bentlerinin korunmasından sorumlu Shimon Malul, kuraklıktan bentlerin de nasibini aldığını belirtiyor.
Bentlerin neredeyse sularının yarısını kaybettiğini belirten Malul, her yıl nisan sonunda bentlerden su vermeye başlarken, bu yıl sulama mevsimini kuraklıktan dolayı şubat başına almak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Malul, çiftçilerin bu yıl hem verim hem de rekolte konusunda yarıya yakın kayba uğrayacaklarını söylüyor.
Golan’da hem sulama hem içme suyu çok pahalı. Sulama amaçlı suyun metreküpü yaklaşık 40 ABD centi iken, içme suyunun metreküpü ise 1 dolar civarında. Golan’ın Hizbullah’ın gönderdiÄŸi KatyuÅŸa füzelerinin tehdidi altında olduÄŸunu söyleyen Malul, bölgeyi terk etme gibi düşünceyi bile akıllarına getirmediklerini ifade ediyor. Ona göre Suriye ile barış için Golan’dan çekilme masaya getirilemez.
Â
——————————————————————————–
Taberiye Gölü Evanjeliklerin akınına uğruyor
1990′lı yıllarda fazla sudan dolayı kapakları açılan İsrail’in en önemli su kaynağı Taberiye Gölü, bu yılki kuraklıktan büyük zarar görmüş. Gölün güvenlik sorumlusu Rami Calderon, Yahudilerin Knerret ya da Galile Gölü olarak adlandırdığı Taberiye Gölü’nün sularının yaklaşık 15 metre çekildiÄŸini ifade ediyor.
İbranice ‘violin’ anlamına gelen Knerret, İsrail için tam bir turizm merkezi. Bölgeyi her yıl yaklaşık 2,5 milyon turist ziyaret ediyor ve turistlerin önemli bir bölümünü de Evanjelik Hıristiyanlar (Siyonist Hıristiyanlar) oluÅŸturuyor. Hz. İsa’nın ömrünün önemli bir bölümünü gölün etrafında geçirdiÄŸine inanan Evanjelikler, gölün bu yüzden kutsal olduÄŸunu belirterek, bebeklerini gölde vaftiz ediyor. Golan Tepeleri’ne hakim Cebel Åžeyh’ten (Yahudiler Mount Hermon diyor) gelen kar ve kaynak sularıyla beslenen Taberiye Gölü, deniz seviyesinin yaklaşık 209 metre aÅŸağısında bulunuyor ve bu yönüyle de Ölü Deniz’den sonra dünyada ikinci sırada yer alıyor. Fakat Ölü Deniz’den farklı olarak Taberiye tatlı suya sahip.
Â
——————————————————————————–
Dürziler, casus muamelesi görmekten muzdarip
Golan’da 20 bin Yahudi’yle birlikte 1967′deki İsrail iÅŸgalinden kalan 20 bin Dürzi yaşıyor. Suriye’ye geçme ve öğrencilerini Suriye’nin deÄŸiÅŸik üniversitelerinde okutma hakkına sahip olan Dürziler, hem Suriye hem de İsrail tarafından her an casus muamelesi görmekten korktuklarını ifade ediyor. Masada’da yaÅŸayan ve anaokulu öğretmenliÄŸi yapan Bayan Itır Batheesh, artık Golan’da yeni bir durum olduÄŸunu, kendisinin İsrail sınırları içinde yaÅŸamaktan mutlu olduÄŸunu ifade ediyor. İsrail vatandaÅŸlığı da bulunan Batheesh, eÅŸinin bu hakka sahip olmamasından dolayı Golan dışına çıkamadığını ifade ediyor. Bölgenin Suriye’ye geçmesi durumunda sahip oldukları pek çok hakkı kaybetmekten korktuklarını belirten, ismini vermek istemeyen bir Dürzi iÅŸyeri sahibi ise Golan Dürzilerinin ÅŸu anda çok büyük bir zenginliÄŸe sahip olduÄŸunu öne sürüyor. BaÅŸka bir iÅŸyeri sahibi ise Golan’daki belirsizliÄŸin kendi psikolojilerini bozduÄŸunu; çünkü hem Suriye hem de İsrail tarafından her an casus muamelesi görmekten korktuklarını ifade ediyor.
Â
——————————————————————————–
Türkmenlere de Golan yolu görünebilir
Golan’daki tarih öncesi çalışmalarıyla ünlü arkeolog Dodi Ben Ami, bölgede bir dönem Türkmen Yörüklerin yaÅŸadığını belirtiyor. Ben Ami, Türklerin bölgeye gelmesinden sonra Çerkezler ve Kürtlerin yanı sıra Türkmen Yörüklerin de bölgede iskan edildiÄŸini ifade ediyor. Türkmenlerin bölgeye 19. yüzyılda yerleÅŸtirildiklerini söyleyen Ben Ami, 1967′deki 6 Gün SavaÅŸları’yla birlikte Araplar ve Çerkezler gibi Türkmenlerin de Suriye’ye geçtiklerini söylüyor. Ben Ami, bölgedeki Türkmen ve Çerkezlerin, iddiaların aksine 6 Gün SavaÅŸları’ndan önce Golan’ı terk ettiklerini öne sürüyor. İsrailli bir DışiÅŸleri Bakanlığı yetkilisi de Türklerin 1831′den sonra bölgeye yerleÅŸtirildiklerini belirtiyor.
Yahudiler dışında bölgenin tek sakini olan Dürziler ise diÄŸer milletlerle birlikte yaÅŸadıkları dönemleri unutmadıklarını belirtiyor. Bölgenin her zaman yoÄŸun bir yerleÅŸim birimi olduÄŸunu söyleyen Dürzi köylüsü Yusuf Ebu Nidal, Golan’ın pek çok yerinde Türkmenlerin yaÅŸadığını; ancak savaşın çıkmasıyla birlikte herkesin topraklarını terk etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Bölgede onlarca köyün İsrail tarafından boÅŸalttırıldığını ve yıktırıldığını belirten Masada köyü sakinlerinden Samir Fevzi ise özellikle Çerkezlerin, Suriye’nin en güvendiÄŸi savaşçılar olduÄŸunu; fakat diÄŸer Arap ülkeleri gibi Suriye’nin de İsrail karşısında bir varlık gösterememesi üzerine Çerkezlerin bölgeyi terk ederek sınırdaki Kuneytra kasabasına yerleÅŸtiklerini ifade ediyor.
Fevzi’nin verdiÄŸi bilgilere göre, bölgenin en mümbit yerlerinden biri olan Golan, sahip olduÄŸu su kaynaklarından dolayı 300 binden fazla nüfus barındırıyordu. SavaÅŸtan sonra pek çok köyün yerle bir edildiÄŸini ve izlerinin silindiÄŸini ifade eden Fevzi, halen Suriye’de yaÅŸayan akrabalarının yanı sıra Türkmen, Kürt, Çerkez komÅŸularıyla da haberleÅŸtiklerini; ancak iletiÅŸimlerinin son zamanlarda iyice zayıfladığını söylüyor. İsrail’e göre ise savaÅŸtan sonra yaklaşık 70 bin kiÅŸi Golan’ı terk etti.
Â

You must be logged in to post a comment.